Cem Akkılıç fotoğraf duyurusu
Ankara’da
30 Ağustos kutlamalarında çektirdiğim bir fotoğrafımda, elimde; ‘’TSK Broşürü’’ tutuyorum. ‘’Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye’’ sloganı
bazılarına çok fena batmış olmalı ki, fotoğrafımın üzerinde oynayarak; TSK
broşürünün üzerine Yahudi sembolleri montajlamışlar.
Bunu
yapan şerefsizin defterini elbette dürdüm. Enteresan olan; bu İslamcı,
kendisini Twitter’da Atatürkçü gibi gösteriyor. Kıyıda köşede kalmış, taşralı
bir gerici olan şahıs, reyting almayan kıytırık sitesine bu yolla izleyici
toplamaya çalışıyor. Ocak 2012 tarihinden beri montaj fotoğrafımı kullanıyor.
Zaman zaman kıytırık sitesinin alexa reytinglerine bakıyorum. Hâlâ yerlerde
sürünüyor.
Yobazların pornoculuğu, küfürbazlığı ve montajcılığı beni şaşırtmıyor zaten. Yapacak başka
işleri yok çünkü…
Bu yazıda detaylara girmeyeceğim; çünkü gerekli açıklamayı Takunya Libidocusu'nda yapmıştım.
Bu yazıda detaylara girmeyeceğim; çünkü gerekli açıklamayı Takunya Libidocusu'nda yapmıştım.
Konuya
buradan bakınız lütfen.
Cem
Akkılıç
21 Nisan 2012
APTAL OLDUKLARINI KENDİLERİ KANITLIYOR!
İslamcılar Cem Akkılıç ismini duyduklarında bile korkuya kapılırlar. Çünkü bilirler bizde montaj olmaz. Ama bu soytarıların işi gücü montajdır.
Gönderen
Cem Akkılıç
Takunya Libidocusu: Mücadelede 5'inci yıl
Takunya Libidocusu: Mücadelede 5'inci yıl
Facebook
isimli kimin eli kimin şeyinde belli olmayan garabet sitede Cem Akkılıç ismiyle
açılan profillerin benimle alakası yoktur. İsimsiz, pısırık Şakirtlerin
açtıkları sahte hesaplardır. Profil
açmış olsam zaten buraya linkini koyardım.
Gönderen
Cem Akkılıç
Yollara düşme vakti…
Az önce bir telefon geldi. Karşımdaki resmi tondaki ses ‘’valizini hazırla, gidiyorsun’’ dedi. ‘’Nereye, yoksa Silivri’ye mi?’’ diye sorduğumda, ‘’hayır İsrail’e uçuyorsun’’ diyerek kapattı telefonu.
Önümüzdeki hafta sonu İsrail’e doğru uçuşa geçiyormuşum. Hayfa Limanı’nda gemime katılacağım. Aynı öykü tekrar başlıyor. Yollara düşme vakti diyerek hazırladık valizi. Annemin; bal, nescafe ve bir sürü tişört koyduğu ikinci valize, açıkta kalan diğer kitapları sıkıştırdım. Diğer valiz sadece kitaplara ayrılmış durumda çünkü.
Heyhat; şansa bakın ki, 3 yıldır bir türlü Atlantik’e çıkamadım. Beni hep ateş çemberine yolluyorlar!.. Daracık İtalyan sokaklarında cep kanyağı içip, Fransa sahillerindeki ateşli öpüşmeleri özlüyorum...
Neyse; uçaktan inince doğruca bir meyhaneye kapak atacağım. Gerideki hayal kırıklıklarını unutarak, zurna gibi Yunan rakısı içip, dut gibi sarhoş olacağım. Esmer Yahudi dilberleri beni kucaklarına alıp, zorla serum verir gibi elma çayı içirmeye kalkışacaklar. Kabul etmeyip, onlara yalakalık yapacağım. Buna rağmen içkinin bittiğini söyleyecekler. Zaten İsrail’de önceden zula yapmazsanız gece 23:00 den sonra içki satan tek yer bulamazsınız. Çok sarhoşsanız benim gibi, meyhanelerde sizi kabul etmeyecektir.
Gecenin sonu külüstür bir otelin muhtemelen 2 kişilik odasında son bulacak.
Sabah bir taksiye atlayıp; ‘’Hayfa’ya çek birader’’ diyeceğim. Cebimdeki son dolar kırıntılarına gözlerini diken aç gözlü şoför, ‘’İsrail’e ilk defa mı geliyorsunuz bayım’’ dedikten sonra tüm şehri dolaştıracak bana. Hiç tesettürlü-türbanlı aşifte görmeyeceğim için gözlerimin pası silinecek.
Limana vardığımda 49 küsur güvenlik noktasını saatlerce bekledikten sonra yirmi küsur kafayı yemiş denizcinin yaşadığı yaşlı gemime katılacağım. Her zaman olduğu gibi ilk önce kamarotu bulup, gemide ki içki-sigara stokunun ne durumda olduğunu soracağım. O da bana; ‘’hallederiz abi, geleceğini söylemişlerdi’’diyecek!.. ‘’Getir bakalım bir şişe konyak, tadı nasılmış’’ diyerek espriyle karışık derdimi anlattığımda, bana dönüp, ‘’abi stor Perşembe günleri açılıyor, İhtiyarın bu konuda kesin emri var’’ diyecek.
Yedi sekiz ay inek gibi çalışmadan sonra, en az üç yıl Ukrayna'da deniz kenarında bir ev kiralayıp, hayatın tadını çıkartacağım.
Seviyorum bu serüvenciliği…
Cem Akkılıç
4 Eylül 2011
Twitter
Neyse; uçaktan inince doğruca bir meyhaneye kapak atacağım. Gerideki hayal kırıklıklarını unutarak, zurna gibi Yunan rakısı içip, dut gibi sarhoş olacağım. Esmer Yahudi dilberleri beni kucaklarına alıp, zorla serum verir gibi elma çayı içirmeye kalkışacaklar. Kabul etmeyip, onlara yalakalık yapacağım. Buna rağmen içkinin bittiğini söyleyecekler. Zaten İsrail’de önceden zula yapmazsanız gece 23:00 den sonra içki satan tek yer bulamazsınız. Çok sarhoşsanız benim gibi, meyhanelerde sizi kabul etmeyecektir.
Gecenin sonu külüstür bir otelin muhtemelen 2 kişilik odasında son bulacak.
Sabah bir taksiye atlayıp; ‘’Hayfa’ya çek birader’’ diyeceğim. Cebimdeki son dolar kırıntılarına gözlerini diken aç gözlü şoför, ‘’İsrail’e ilk defa mı geliyorsunuz bayım’’ dedikten sonra tüm şehri dolaştıracak bana. Hiç tesettürlü-türbanlı aşifte görmeyeceğim için gözlerimin pası silinecek.
Limana vardığımda 49 küsur güvenlik noktasını saatlerce bekledikten sonra yirmi küsur kafayı yemiş denizcinin yaşadığı yaşlı gemime katılacağım. Her zaman olduğu gibi ilk önce kamarotu bulup, gemide ki içki-sigara stokunun ne durumda olduğunu soracağım. O da bana; ‘’hallederiz abi, geleceğini söylemişlerdi’’diyecek!.. ‘’Getir bakalım bir şişe konyak, tadı nasılmış’’ diyerek espriyle karışık derdimi anlattığımda, bana dönüp, ‘’abi stor Perşembe günleri açılıyor, İhtiyarın bu konuda kesin emri var’’ diyecek.
Yedi sekiz ay inek gibi çalışmadan sonra, en az üç yıl Ukrayna'da deniz kenarında bir ev kiralayıp, hayatın tadını çıkartacağım.
Seviyorum bu serüvenciliği…
Cem Akkılıç
4 Eylül 2011
Gönderen
Cem Akkılıç
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


