Arzu Başarıcı iki defa yenildi...

Nihal Atsız hayranıyım diyen, kendisini öyle lanse eden Arzu Başarıcı meşhur aktrol Kadriye Ergül'ü desteklemiş, ona sahte belgeler göndermişti... Bunların tamamı mahkeme belgelerinde var... Kadriye bana karşı cinsel taciz davası açmış, şapa oturmuştu... İlk celsede BERAAT almıştım, Kadriye mosmor olmuştu... Kemalist kadınlara; ''terziye gidin, bekaretinizi diktirin'' twitti atan Kadriye piyasadan silindi... Fakat Türkçüyüm diyen ve geçmişti türbanlı bayanlara her türlü hakareti eden Arzu Başarıcı bu defa bir saray trolü ile kanka oldu...

Mahkeme başkanı Arzu Başarıcı'ya taksit taksit konuşma diye zılgıt çektiğinde, gülmemek için zor tutmuştum kendimi duruşma esnasında...

Yıllar önce 1 defa gördüğüm Arzu Başarıcı kendisine ait olduğunu iddia ettiği ''yarı çıplak fotoğraflarını'' mahkemeye sunmuş, hakkımda şikayetçi olmuştu...

İki davayı da kazandım...

Arzu Başarıcı iki defa yenildi...

Birincisi: Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi

DOSYA NO : 2019/233 Esas KARAR NO : 2022/230

İkincisi: Anadolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi

DOSYA NO: 2019/1131 KARAR NO : 2022/1389

Zaten dosya'nın yargılama aşamasındaki zaman aşımı da bu yıl doluyor...

Arzu Başarıcı AKP'li eksi bir trole alenen destek oldu ve üzerime iftira attı... İftirası ellerinde patladı... Mahkeme de saçmalamıştı... Vay efendim benim türbanlı kızlar fotoğrafları yayınladığımdan, Tayland ve Kamboçya ülkelerinde bir sürü sevgililerim olduğundan söz etti... Yargıç içinden; bunun dosya ile ne alakası ver demiştir mutlaka...

''Dinime hakaret'' ediyor dedi yahu... Aklınca mahkemeyi etkileyecek... Uyanık ya... Oysa kendisini 2010 yılında alkollü bir işletme de tanıdığımda; ateist olduğunu söylüyor, sosyal medya'da İslam dini hakkında eleştirilerde bulunuyordu...

Neyse sonradan müslüman olmuş olabilir, bu yazının konusu da bu değil zaten...

Sonuç itibariyle Arzu Başarıcı başaramadı... Duruşma bittiğinde şoke olmuştu...

Aslına bakarsanız Arzu Başarıcı gibi tipleri, mahkemeleri oyalamak, emniyeti suistimal etmek gibi eylemlerden yargı aracılığıyla cezalandırmak gerek...

Hadi naş naş...

CEM AKKILIÇ

Denizci eskisi, blog yazarı, bostan korkuluğu

Yeni yıl kutlaması yapmıyorum...


AKP sandıkta yıkılmadıkça her yeni yıl eskisini aratacağı için yeni yıl kutlaması yapmıyorum... Tebriklere cevap yazmıyorum... Zaten ben doğum günü, sevgililer günü, cart günü curt günü gibi emperyalizmin dayattığı kutlamaları hiç bir zaman anmadım, kutlamadım, iştirak etmedim... Kendi doğum günümü kutlatmam mesela... İnsan yaşlılığı neden kutlar ki?..

AKP'nin perişan ettiği yılların ve perişan etme olasılığı olan 20023'ü neden kutlayım ki!..
Benim gibi düşünen çok kişi olduğunu biliyorum!..
23 Nisan, 30 Ağustos, 29 Ekim ve 10 Kasım Atatürk'ü anma günü dışında gün mün bilmem, tanımam ben...

Sandığı bekleyelim dostlar...

CEM AKKILIÇ
Denizici eskisi, blog yazarı, bostan korkuluğu

ERGENEKON/BALYOZ'da bile böyle kumpas görülmemişti!..


Yargıç Mehlika Tekin 2017 yılında hakkımda KIRMIZI BÜLTEN çıkartmış, Khmerli yetkililere rica edip iademi istemişti. Khmerli yetkililer nazikçe; bizim ülkemizde cumhurbaşkanı yok, bu nedenle cumhurbaşkanı'na hakaret suçu da yok, bu nedenle CEM AKKILIÇ iade edemeyiz demişlerdi...

Bu kötü haberi alan saray derhal harekete geçmiş, Kamboçya'daki Türk Konsolosu'na emir vererek pasaportumun el koyulmasını sağlamıştı. Ne hikmetse Kamboçya ZAMAN üniversitesi'nde yuvalanmış FETÖ'cü dingobazların pasaportlarına el koydurmuyordu saray!.. Neden acaba?!. Vardır bir bildikleri...

Konsolos yetkilileri yüklü miktarda parayı Khmer polisine rüşvet olarak vermiş, pasaportumu bloke ettirmişlerdi...

Durun daha bitmedi...

2018 yılının kasım ayında Türkiye'ye kendi isteğimle dönmüş, uçaktan iner inmez tutuklanmıştım. Yargıç Mehlika Tekin benim 2015 yılında ''yasal olmayan yollardan'' Amerika'ya gittiğimi iddia etmişti...
Yahu sen değil miydin Kamboçya makamlarıyla irtibata geçip, iademi isteyen?..

Kaldı ki; iddia edilen suç tarihinde (2015) Kırgızistan'da bulunuyordum... Oradan yasal olmayan yollarla insan nasıl Amerika'ya gidebilir?.. Deniz de yok ki yüzerek gideyim...

Kafanız karıştı değil mi?!.. Nasıl karışmasın...

Kamboçya'dan Türk Konsolosu'nun verdiği ''geçici pasaportla'' memlekete dönüyorum, yargıç Mehlika Tekin bana Amerika'ya yasal olmayan yollardan gitmişsin diyor... Kaldı ki Amerika'ya gitmek istesem neden yasal olmayan yollardan gideyim ki?.. Atlardım uçağa giderdim... Sana mı soracağım!..

Hadi hukuk bilgisi yok besbelli, yahu okulda hiç mi coğrafya öğretmediler buna!?.. Bütün bunlara rağmen beni 1 saat yatarı olmayan bir suçtan tam 33 ay Silivri'de esir etti...

Neyse...

Fotoğraf 2016 yılına ait. Kamboçya Sihanoukville sahilleri... New York'tan yüze yüze Kamboçya'ya ulaştım...

CEM AKKILIÇ
Denizci eskisi, blog yazarı, bostan korkuluğu
30 Aralık 2022



Kadriye Ergül...

AKP'nin meşhur trolü sidikli Kadriye Ergül'ün tek işi sabahtan akşama kadar ATATÜRK'e küfür etmektir. 

Bu makyajlı domuz yavrusu, benim kendisine CİNSEL TACİZ'de bulunduğumu iddia ederek Giresun Adliyesi'nde savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu. Tirebolu Asliye Ceza Mahkemesi'nde SEGBİS üzerinden görülen duruşmada...

Hâkim sidikliye sordu...

Kızım bu senin kıçını mı elledi?!..

Evet hâkim bey...

İyi de adam suç tarihinde Kamboçya'daymış... (Arada 11 bin kilometre var)

Irım kırın...

Hâkim söz vermeden araya girdim...

Hâkim bey, hâkim bey... Benim bu 1.50 boyunda, ağustos ayında pardesü giyen AKtrolün kıçını ellemiş olmam, hayatın doğal akışına aykırı olduğu gibi, ayrıca benim estetik anlayışıma aykırıdır... İhtiyacım da yoktur...

SONUÇ: BERAAT

Sonradan bu sidikliyi savcılığa şikâyet ettim, iftira nedeniyle...

Savcı aynen şöyle dedi...

Bu Kadriye Ergül hakkında onlarca kadın şikâyetçi olmuş...

O kadınlar kimler mi?..

Atatürkçü kadınlar...

Kadriye Ergül tarafından hakarete uğrayan Atatürkçü kadınlar...

Kadriye'nin görevi Atatürkçülere çamur atmak...

Saray'dan maaşlanıyor...


CEM AKKILIÇ

5 Ekim 2021

AKTrol Kadriye Ergül piyasadan kayboldu. Herhalde AKP ondan o AKP'den umudu kesti...




Cem Akkılıç Venedik...

İtalya'nın turist merkezi Venedik muhteşemdi... Bir ara kaybolduk labirenti andıran dar sokaklarda... Gotik binalar, İtalyan lokantaları, şarap içilen mekanlar ve tarihi doku gerçekten büyüleyici... İtalya'da başta Ancona, Savona olmak üzere bir çok kenti gezdim ama Venedik hepsinden farklı ve çekici... Şehrin atmosferi insanı içine çekiyor... Pozitif enerji yüklüyor bu şehir misafirlerine...

Bazı dönemlerde Venedik'i su basıyor ve turistlere çizme dağıtıyorlar. Hatta sokaklara demir iskeleler yerleştiriyorlar... 

Türkiye'den sonra İtalya benim ikinci vatanımındır...

Aşağıda Venedik fotoğraflarımı yayınladım...

Cem Akkılıç İtalya Venedik günleri...

































Müslüman olmaya karar verdim...

Hırsız YEhudi... Şerefsiz YEhudi...Kancık YEhudi... Çocukları öldüren katil YEhudi... Silah satıp, ülkeleri kızıştırarak savaş çıkartan ahlaksız YEhudi... O savaşlarda yaralanan milyonlarca insana ilaç satıp köşe olan YEhudi...  O savaşlar sayesinde pc, konsol oyunları üretip, milyar dolarları semiren aç gözlü YEhudi... ABD merkez bankasını ulusallaştırıp elinden alan başkan  Kennedy'i öldüren YEhudi... Abdülhamid'in Osmanlı Bankası'nın para basma yetkisini Rotschild ailesine verdiği için cumhuriyeti kurduktan sonra bu yetkiyi senden alan Atatürk'e düşman olan YEhudi... CIA vasıtasıyla eroin satan YEhudi... Bankalarla dünyayı sömürüp, milyarlarca insanı perişan eden YEhudi... Petrolü, doğal kaynağı olan ülkelere İslam'ı sokup, İslam sayesinde dibine kadar her şeyi sömüren YEhudi... İnternette tekel olup, ele geçirdiği ülkelerdeki köpeklerini parlatarak, muhalefet edenleri susturan Mezopotamya faresi YEhudi...

Baş harfi G'nin mavi, arka fonu beyaz olan İTrail bayraklı YEhudi Google you tube video kanalımı kapattı, videolarım silindi... Zerre küfür hakaret yoktu... Acaba neden sildi?!.. Köpeğini eleştirdim diye mi?!..

*

Peki; sildikleri videomda neler söylüyordum... Kelimesi kelimesine aktarıyorum...

"Beni tanıyanlar bilir, ben Ateist'im... 

Müslüman olmaya karar verdim... Hatta AKP'ye oy vereceğim... 

Ama bir şartım var... 

Eyyy Tayyip Erdoğan Kamboçya'dayım... Benim pasaportumu iptal ettin, el koydun... Bu nedenle kaçak duruma düştüm ve Göçmenlik Hapishanesi'nde tutukluyum... Eğer Kamboçya'daki Zaman Üniversitesi'nde yuvalanmış FETÖCÜ teröristlerin, Türkiye'de suçun kralını işlemiş ve aranması, kesilmiş cezası olup, Kamboçya'da kaçak yaşayan Türklerin de pasaportuna el koyarsan... Onlar da benim gibi bu Göçmenlik Hapishanesi'ne düşerlerse, söz müslüman olacağım... Hem de AKP'liler gibi müslüman değil... Kitapta yazdığı gibi... Ve bu hapishanede namaz kılıp, namaz kılarken videomu çekip cümle aleme göstereceğim müslüman olduğumu...

Senin aramana gerek yok, danışmanların Kamboçya'daki Türkiye Büyükelçisi Ayda Ünlü'yü arayıp, başta FETÖCÜ olmak üzere tüm suçluların, Türkiye'de aranması olan adi suçluların pasaportlarına el koymasını emredebilirler... Büyükelçi Ayda Ünlü bu emri yerine getirir ve suçlular pasaportsuz kalıp, eninde sonunda Türkiye'ye iade edilirler... 

Eyyy Tayyip haydi yakalattır şu FETÖ teröristlerini ve kanun kaçaklarını... Söz; müslüman olup, sana oy vereceğim..."

*

Evet dostlar, üstte okuduğunuz satırları silinen videomdan aktardım... Tek hakaret var mı?!..

Kim kimin kuklasıymış, anlaşıldı mı?!.. 


CEM AKKILIÇ
25 Ekim 2018






Yılmaz Özdil'e Kamboçya'dan mektup...

Sevgili Yılmaz Özdil Halk Tv'de Tayyip hakkındaki konuşmalarınızı heyecanla izliyorum... "Sıkıysa Tayyip Alman Büyükelçisini çağırsın ayağına, Almanya'daki FETÖCÜLERİN iadesini istesin" diyorsunuz... Çok haklısınız... Ama bunun daha kolay yolu var. Mesela Tayyip gerçekten FETÖCÜLERİ yakalatmak istese, yurtdışındaki Türk büyükelçiliklerine emir verir ve hainlerin pasaportlarını "iptal" ettirir... Böylece pasaportsuz kalan hainler, eninde sonunda kaçak duruma düşecekleri için bulundukları ülkeden deport edilir ve Türkiye'ye "posta" olurlar... Yurtdışında pasaportsuz kalıp deport edilirseniz, sadece kendi ülkenize gönderilirsiniz... 

Yani koskoca kainat lideri Tayyip'in, kendisini kıskanan Almanya gibi bir ülkenin Türkiye'deki büyükelçileri ile görüşüp FETÖCÜLERİ iade edin, ya da ülkemizi yirmi dört saat içinde terk edin diyerek zamanını harcamasına hiç gerek yok... 

12 yıldır blog yazıyorum... Yazılarımda Tayyip'i eleştiriyorum... Bu nedenle yıllarca zulümün kralını yaşattıkları için Kamboçya'ya yerleştim... 2018 yılının ocak ayında Tayyip pasaportuma el koydurdu... Pasaportsuz kaldığım için Göçmenlik Hapishanesi'ne düştüm... Ellinci yaş günüme hapishanede girdim ve bu elli yıllık yaşamımda; bir tek yüz kızartan suç işlemedim... Fikir özgürlüğü kapsamında yazılar yazdığım için pasaportuma hukuksuz şekilde el koyuldu... Oysa Kamboçya'da ZAMAN ÜNİVERSİTESİ'nde bir çok FETÖCÜ hain var... Bunların pasaportlarına el koydurmayan Tayyip benim pasaportuma el koydurdu... Aslında bir anlamda mutluyum, çünkü amacıma ulaşmışım ve pasaportuma el koyduracak kadar karşı devrimci hainleri hoplatmışım... 

Sizin çok iyi bildiğiniz gibi; Tayyip'in FETÖCÜLERİ iade ettirmek gibi bir derdi olmadığını, çünkü kendisini Türkiye'nin başına bela eden emperyalizmin, kuklalarını asla cezalandırmayacağını azıcık beyni olanlar biliyor, görüyor...

Saygılarımla sayın Yılmaz Özdil...

CEM AKKILIÇ
Kamboçya Göçmenlik Tutukevi



Yılmaz Özdil soruyor... Tayyip sıkıyorsa... 




Cem Akkılıç soruyor Tayyip senin yüreğin var mı?!.. 


 






Türklerin kalite sorunu...

Her tarafta sıkça duymaya başladık... Milletin kalitesi düşük... Evet düşük... Herkes bundan söz ediyor... Kalitesizlik... 

Bunun iki nedeni var... İlki; eğitimsizlik... İkincisi; fakirlik...

Eğitimsizlik zaten kalitesizliği getirir... Tartışmaya bile gerek yok... Fakirlik daha korkunç... İnsanlar günü kurtarma peşinde... En ufak punduna getirdiğinde, hırsızlığa eğilimli... Hırsızlık yapamıyorsa, beleşe başvuruyor...

Peki; ya "eğitimli kalitesizler" ne olacak?!.. Onları yok sayamayız çünkü onlar bu toplumun bir bölümünü oluşturuyorlar...

İnsanlara eğitimli, eğitimsiz dikkatle bakın, hep bir vaad ve söz de bulunuyorlar... Sürekli onu yapacağım, şunu edeceğim, aman sen merak etme...

Bugün Türk insanının en büyük kalite sorunu verdiği sözleri tutmamasıdır... Yerine getirebileceği ya da getiremeyeceği her şey için söz verir... Bu yazıyı okuyanlar, iddia ediyorum bu hafta içinde en az iki defa aldığınız sözler yerine getirilmedi ve sizler aynısını yapıp, sözlerinizde durmadınız...

Eğitimin, bu noksanlığı giderecek ölçüde etkinliği olmadığı açık ve bu " toplumsal sorun" yeni değil...

Houstan'da yaşayan DNA mühendisi üvey kardeşim yıllar önce bu durumu, Türklerin değişen ya da daha doğru tanımlamayla "değiştirilen genetik kodlarıyla" ilişkilendirmişti...

Ben durumu dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım... Psikologların bu konuda söyleyecekleri çok şeyleri olmalı...

Cem Akkılıç
10 Ekim 2018